Dokunmak
Geçen günlerde koronavirüsten hayatını kaybeden engelli birinin abisinin, karşı komşusuyla aralarında geçen diyaloga şahit oldum. Konuşma sırasında adamın bir cümlesi beni derinden etkiledi. "Bu dünya hiçbir şeye değmez. Bundan sonra birbirimize sahip çıkalım." Üstelik bu sözleri söyleyen kişinin kendisi de zihinsel engeli olan bir birey. Koskoca dünyayı 3-5 kelimeye sığdıran bir cümle. Üstelik bu kadar net bir yargıyı engelli bir bireyin söylemesi de bir o kadar şaşırtıcı. Engelli dediğime bakmayın, fiilen engelli ama bu cümleyi anlayarak kurabildiğine göre çoğumuzdan akıllı. En azından bir şeylerin geç de olsa farkına varabilmiş. Oysa bizler ölümün her an gelebileceği gerçeğini ekarte ederek birbirimizin kuyusunu kazıyor, boş beleş işler uğruna saatlerimizi harcıyor, birbirimize aldırış dahi etmeden karşımızdaki insanı küçük düşürme çabasına giriyor, kendimizi her zaman üstün görüyoruz. Karşımızdaki insanı fütursuzca üzebiliyor, yeri geldiğinde herkesin içinde onu yok sayabildiğimiz gibi çıkarlarımız doğrultusunda onu göklere de çıkarabiliyoruz. Onun düşüncelerini umursamıyor, canımız isterse ve işimize gelirse onu hem bedenen hem ruhen gelişigüzel kullanabilme yetkisini kendimize bahşediyor ve bahsettiğim gibi de yapıyoruz. Birbirimizin arkasından - sanki normalmiş gibi- atıp tutuyoruz. Evet, bu saydığım şeyler hepimizin bir günde yaptığı çirkin şeyler. Oysaki ufak bir tebessüm, kısa bir sohbet, belki bir bardak ısmarlama çay, küçük bir hediye, ufak çaplı yardımlaşma, belki nezaketen bir sigara ikramı, bazen de bir geçmiş olsun dileği her şeye yetebilecek güçtedir. Bu yazdıklarıma karşın "hadi canım sende" diyen her insanın bir gün mutlaka "Bu dünya hiçbir şeye değmez. Bundan sonra birbirimize sahip çıkalım." düşüncesine geleceğine inanıyorum. Çünkü fillen hepimizin dünyası aynı. Er ya da geç bir şeylerin farkına varabilmeniz dileği ile...
Yorumlar
Yorum Gönder